27 Mart, 2019

bu ara ben...

         Aslında bunca dengesizlik içinde en iyi şey belki de okumak ve yazmak. Zira okurken bambaşka hikayelerin içinde kaybolup gidiyorsun. Hayatın tüm karmasikligindan uzak bambaşka hayatlara dalıyorsun.
Film izlemek gibi değil bu mesela film izlerken yarıda kalsa aynı ambiyansı yakalayamazsın ertesi gün ama kitap okumak öylemi? Elbette hayır bazen öyle güzel hayatlar içinde kayboluyorum ki her okuma saatine neredeyse koşarak gidiyorum. Ve yahut uyku bastırdığında üzülüyorum o an bitecek diye işte böyle inanılmaz bir dünya kitaplar. Çok uzun zamandır bloğa yazı eklemek gelmiyordu içimden ne bileyim hiç bir konu yaşantımız içinde olanlardan kıymetli gelmiyordu. Yine de çok fazla kıymete binecek bir konu yok bana göre hayatta ama dedim ki sonra burası senin alanın bahçesine çitlerini çevirdiğin güzel evin burası sana ne kimseden okunur, okunmaz  değil mühim olan sen ne hissediyorsun yazdığında... İçinde biriktirdiklerini ne yapacaksın. İşte tam da bu sorular ile yeniden merhaba diyorum blog sana, bana da hoş geldin diyorum. Umarım güzel günler görür ve bu güzellikleri paylaşacak kadar kıymetli hikâyelerimiz olur.


03 Mart, 2019

Hanimeli Çiçeği

 Ben bu ara bitkilerle bozdum kafayi 😂😁

 bugun arastirmam cok sevdiğim bahçe kapilarindan geçerken hayranlikla kokusuna ve endamina baktiğim Hanımeli Çiçeği ...




"Hanımeli, (Lonicera) hanımeligiller ailesinden 6 metreye kadar boylanabilen, dalları yeşil ve kırmızı, çiçekleri sarı ve beyaz renkli, güzel görünümlü ve hoş kokulu bir süs bitkisidir. "


 Genellikle yazları yeşil bazı türleri ise her zaman yeşildir. Sarılıcı, tırmanıcı veya çalı formunda olabilirler. Anavatanı, Avrupa ve Asya'nın batı bölgesidir. Kuzey yarım kürede geniş bir alanda doğal olarak yaşayan 200 kadar çeşidi vardır ve bir çok türün çiçekleri çok güzel kokuludur. Güzel kokusu 15 - 20 metre uzaklıktan dahi hissedilebilir. İlk baharda açtığı hoş kokulu güzel çiçekleri yaz sonuna kadar kalır. Hanımeli ÇiçeğiHanımeli çiçekleri zehirsizdir, içindeki nektar yenilebilir. 

Ancak çitlembik şeklindeki siyah, mavi, kırmızı meyveleri ise bazı türleri dışında yenmez, hafif zehirlidir.

 Ayrıca hanımeli yüzyıllardan bu yana aralarında tüberküloz, bronşit, grip, soğuk algınlığı ve zatürre gibi solunum yolları hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Verem bakterisi de dahil olmak üzere, çok sayıda bakteriye karşı da son derece etkili. 
 

Japon Bahçeleri Ve Yaşami Duygularla Hissetme

Zen bahçesi (Japonca Karesansui 枯山水) bir çeşit Japon kayalık bahçedir.


 Zen bahçelerinde ana unsur kum ve kayadır. Bu iki basit unsurun düzenlenmesi ile oluşturulan “sakinliği ve sadeliği yansıtan” bahçeler için çevreleyici unsur olarak çim ya da süs bitkileri kullanılabilir.


 Japon kültürünün geleneksel uygulamalarındandır ve sembolik anlam taşımaktadır. Geleneksel uygulamalarda kaya kütleleri arasında dikkatlice düzenlenmiş kum kullanılır.
Kumun düzenlenmesinde iki ana tema söz konusudur; kum, denizin dalgalarını anımsatacak biçimde veya ana ejderha ile ona doğru yönelen yavrularından oluşan düzenlemeler kullanılır. 


















  

28 Şubat, 2019

Güzellikleri yakalamak için duyulari açmali

        -Hergun pencerenizden seyrettiğiniz göruntünün, mevsimlerin degisik ışıklariyla ne kadar farklilaştiğini görün. Ayni manzara yazin güclü ışıklari altinda cok daha parlak ve canli görünürken , sonbahar güneşınde  renk tonlari değişecektir.Dikkat edin lütfen.


       - Yine sıkıca giyinin kar  yada yagmur yağarken yürüyun. Ayağinizin altinda karin gicirtisini hissedin ve uçan kar tanelerini seyredin.


        - Salata hazirlarken rokanin, dereotunun, maydonozun, nanenin ve salatanin kokularinin farkina varin.


        - Aileyle film keyfinin tadini ...



         -  Birinci sinifta olan Yigenimin seniseviyorum notlari benim ona geri iadeyi sevgi ifadelerim 😊onun anlamadiği ifadwler... 😊 ve sonrasi yuz ifadeleri cizmem 😄😄

        vs.. vs.. cok varr ...
daha ekliycem buna ...



   

26 Şubat, 2019

Yüzdeki Işiltili Çentikler

       Dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var. Güzelliklerin farkinda olanlarin ve farkinda olmak icin çaba gösterenlerin, guzel olaylari yaşayan kişilerin yüzlerine dikkatli bakın. Aydınlık yüzlerdir bunlar. Gözleri pırıl pırıl ve canlı, yüzleri ışıltılıdir.
O her gördükleri güzel manzara, dinledikleri hos ezgi, kokladiklari guzrl koku sanki yüzlerine ışıltıli çentık atmıştir.


   Birde ďüşunun diger türlüsünü...  Gün dolduranlara,negatif, gözler donuk, anlamsiz...

19 Şubat, 2019

Beylerin Mutfağa Adımı

Bazı evlerde yılda birkaç kez, belki özel bir gün kutlanacağından, belki de birkaç ay boyunca “geçen gün bir yemek yaptım, parmaklarını yersin” diye ballandırarak anlatabilmek amacıyla erkek mutfağa girer.



Erkekler yemek yapmak üzere mutfağa girdiklerinde önce cerrahın hemşiresinden neşter istemesi edasıyla sizden bir şeyler isterler.


Şu soğanları doğrar mısın, domatesleri de soyuver, sofrayı kurdun mu?

Tuzu bulamıyorum, nerdeydi? Süzgeci verir misin canım

E bunları ben yaptıktan sonra o yemeği sen mi yapmış oluyorsun?

Yemek bir şekilde pişer ve sofradaki yerini alır. 

Bu aşamada erkeğin yemeği yaparken, ki bu yemek çoğunlukla aslında basit bir spagettiden ibaret olmasına rağmen, ne tür püf noktalarından yararlandığını, yemek yapmanın inceliklerini, aslında en iyi aşçıların zaten erkek olduklarını dinlemeniz gerekmektedir.

Siz her gün 4 kap yemeği önüne koymanıza rağmen bir kez bile eline sağlık dememiş olabilir ama siz siz olun,ona ne kadar lezzetli,muhteşem bir yemek yapmış olduğunu söyleyerek birkaç yüz kere teşekkür etmeyi ihmal etmeyin.
Sonra maazallah bir daha mutfağa girmez, hevesini kaçırmayın adamın.

Mutfağa girmek demişken, yemek yapma faslı bittikten sonra mutfağın savaş alanına dönmesine de katlanmanız gerekir.

Yemeği ben yaptım bulaşıkları da sen yıka guzelim. 

Efendim?  Yemeği sen yapmıştın di mi :)

Sonrası malum tabi kumandayı ele geçirip; maç da başlıyor, bir yorgunluk kahvesi yaparsın artık bana di mi tatlım :)

Not:Bu yazıdaki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi bulunmamaktadır. :)

bu ara ben...

         Aslında bunca dengesizlik içinde en iyi şey belki de okumak ve yazmak. Zira okurken bambaşka hikayelerin içinde kaybolup gidiyorsun...