01 Nisan, 2021

küçük bir yürüyüş...

    
Son günlerde kendimi  uzuuuuuun yürüyüşlere verdim. 

Seyahat sonrası aldığım fazla kiloları vermek ve biraz da sağlıklı yaşama geri dönmek için başlamıştım. Ama yürüdükçe bulunduğum sehri’i aslında bunca senedir hep araçla ile katettiğimi fark ettim. 

Hep zamanım kısıtlı olduğu için kendime bir hedef belirliyor ve doğrudan oraya gidip neleri yiyeceksem veya göreceksem görevimi tamamlayıp dönüyormuşum.

 Şimdi yürüdükçe şehir sanki daha da bir anlam kazandı. Hem yollar netleşti hem de bağlantılar. Çünkü zamanında belli bir mantığa göre buraları inşaa edilmiş, onu görmeye başladım. 

Yürüdükçe insan etrafına da daha dikkatli bakıyor.



 Hep geçtiğim yollarda yine fark etmediğim ne detaylar gizliymiş. Sanırım artık yaşadığım yer’e alışmaya başladım.

 Daha dingin, daha sakin, onun bir parçası gibi şehri yaşıyorum 

         ve her geçen gün daha çok seviyorum….

31 Mart, 2021

Başarısızlık

         Kişisel gelişim eğitimlerinin işe yaradığı adamlardan olmak isterdim.

         Birisi bana gerçekten istersem ve her sabah kalktığımda istediğim şeyi başarmak için çalışmaya başlarsam istediğim şeyi başarabileceğimi söylesin ve ben de buna inanayım. O kadar iyi niyetli olayım ki kendimin farkında olmadığıma ikna olup aslında kendim olmayan bir benin varlığına ve üstelik aslında onun ben olduğuma inanıp bir şeyler başarmak için harekete geçeyim.  

        Kendini tanımak için coğrafya dersine ayırdığı kadar vakit ayırmamış adamların naifliğinden istiyorum kendimde.  

       Kendini kendin kadar tanımazsan kendini her şey zannedebilirsin ve işte o özgürlüktür.

       Kendini tanımanın ne işe yaradığını ancak fuzuli emek harcayıp istediğin şey elde edemediğinde aslında zaten o istediğin şeyi asla elde edemeyeceğini anladığında harcadığın emeğe yanarken anlıyorsun.  

       Kendini tanımanın aslında pek bir işe yaramaması da bu yüzden zaten.

       Kendini tanıdığını zannedip kendini tanımadığını ancak ilk zannettiğin kendinin başarabileceğini düşündüğün hayali başaramadığında fark eden kızın dramı. 

      İnsanın kendini tanıyıp tanımadığını anlaması için tanıdığı kendinin istediği bir şeyi, ki herkesin istediği en az bir şey vardır, başarmaya çalışması gerekiyor. Ve başaramadığında ya gerçekten istemediğini fark ediyor ya da kapasitesinin bunu başarmaya asla yetmeyeceğini. Neticede aslında kendini kendisi kadar tanımadığını anlıyor. Yani kendini tanımanın tek yöntemi başarısızlık.   

      Gerçekleştirilen hayaller kapasitenizin altında mıdır sorusu sebebiyle başarı kendinizi tanımanıza yardım etmez.  "Hey dostum sen öldüğünde seninle birlikte hangi hayaller ölecek?" insanı mısınız yoksa "ben ölsem ancak kahvede çaylar soğur" insanı mı? Her ikisi de fazla kendini beğenmiş sayılır sanki. 

      Ölünce kahvedeki çaylar neden soğusun ya da senin kurduğun hayalin dünyada sadece senin tarafından kurulduğunu düşünmenin sebebi ne? 

      Ölünce neye inanıyorsan inan aslında bu dünyadan gitmiş oluyorsun. İster bir firavun faresi olarak geri geleceğine inan ister bu dünyada attığın her adımın hesabını yaratıcıya vereceğine inan fark etmez. Artık bu dünyada olmayacaksın. Çok önemli bir adam da olsan önemsiz biri de sen yoksun artık. Kaldığın sürenin senin hakkettiğin gibi olması bu yüzden önemli. Kendini tanıman bu yüzden kıymetli. Ve elbette başarısızlık bu yüzden hayati. Başarısızlık seni sana anlatan hayatındaki en önemli olay.

     Sana seninle ilgili cevaplar veren gizemli bir ayna.  

     Hayatının direksiyonunu sola kırdığında hayatının sola mı sağa mı gideceğini anlamanı sağlayan bir kaza. 

     Başarısız olun. 

     Başarılı olanlar özellikle hiç başarısız olmadan başarılı olanlar aslında büyük başarısızlardır ve bunu anlayamayacak kadar salaklardır.  

28 Mart, 2021

geri dönüş..

Ne bozulan eşya ne bozulan arkadaşlık, gidene kal demem. 

Demedim bugüne kadar, bir zararını da görmedim hatta yararlı da oldu çoğu zaman. 
Gitmek istediğimde de karışılmasın bu yüzden.
Hoş karışılsa da duymam.
Ses artık çok derinlerde çünkü yeterince uzaktayım.


Aylarca çekip gidip konuşmadığım canımdan öte dediğim dostlarım oldu bugüne kadar. Şimdi nedenini dahi hatırlamadığım belki de saçma sapan bir sebeple aylarca tek kelime etmediğim. Anlat deme anlatamam ama yüzünü dahi görmek istemediğim. 
Çünkü saçma sapan bir huyum var. Tüm iletişimi olduğu yerde bırakıp voltamı alma'ya dönüşüyor bazen.
Yani dün öyleydi bugün böyle işte kör müsün!?

Işığın patlayışı gibi. Aniden. 
Bir daha görmek istemiyorum.
Benzinin alev alışı gibi. Çok parlak. Birdenbire. Bir şey oluyor ve bir daha az önceki gibi olmuyor.
O şeyi de oldurtan ben değilim.
Sensin.

Keskin bir jiletin hafifçe değerek kesişi gibi,
Ortadan ikiye hissetmeden ayrılan taze bir et parçası gibi,
Daha kan sızarken artık sesini dahi duymak istemeyişim.

Bu tip çekip gittiğim sonradan yine canım olabilen dostlarım
Ve hala bir daha asla görüşmeyeceğime emin olduklarım.

Çünkü bu dünyaya karşımdakinin sistem hatalarını düzeltmeye, kafasında ürettiği ütopik beklentilerini temsil etmeye ya da hayatına anlam katmaya gelmedim.

Çünkü o ip inceldiyse olduğu gibi koparıp atmak en temizi. Her zaman için.

Çünkü yolumu yaktığım gemilerin ateşiyle aydınlatıyorum diye bir söz var ya,
hah işte tam da öyle.

Çünkü sıkılmışsam bi saçmalıktan ve gitmeye gitmişsem artık; ardıma da dönüp bakmam, uğraşamadığımdan.

Çünkü insanları tek hatalarında değil de hataya dönüştüklerinde artık göresim gelmiyor. Her şeyi unutabiliyorsam unutabilene kadar.

Çünkü hiç kimse dostlukta da aşkta da zincire vurulamaz. Yaban hayvanları değiliz ki onlar dahi böyle bir şeyi hakKetmiyor. 

Çünkü kimse kimseye muhtaç olmamalı. Muhtaçsanız sevemezsiniz.

Çünkü insanlar istediğinde yollarını almaları için önce ayakkabılarını biR giymeliler şöyle. Gitmek isteyenin yolunu tarif etmek önemli.

Çünkü mümkünse içimi karartma, işime karışma ve beni hasta etme demek istiyorum bazen. Bana akıl verme, zaten dinlemiyorum.

Çünkü susuyorsam bir sebebi var. Susmak benim gibi biri için kolay olmasa da.

Çünkü konuşmuyorsam; ki bu susmakla aynı değil; değerli olduğunu sandığım şeylerin aslında hiç bir şey ifade etmediğini anladığımdan. Konuşmuyorsam sen buna değmiyorsundur.


Liste uzar gider.

27 Mart, 2021

Kurabiyeci kız


Bugün öyle şeker...
Öyle mutlu
Öyle naif
Ve bir o kadar da sütlü bir gündü ki..
Zaten ne zaman Ora'ya gitsem içimde bir çocuk,
Bir dakika benim içimde zaten sürekli hep bir çocuk;
Neyse işte bugün o çocuk, bana döndü ve dedi ki ellerinden işte ben senin sadece ellerinden öpmek istiyorum.
Ellerime baktım da onlar da çocuktan öpmek istiyorlarmış.
öyle dediler.
İşte bu ellerim ve bu içimdeki çocuk; birlik olup neşeyle bir kahkaha attılar sonra.
Çocuk ve ellerim.
Ellerim ve çocuk.

Boya içindeler bir de. 

kanatlanmak...

 İnanır mısın sevgili okur bazen sadece dedikodu yapan bir kaç kadının yakınında bir yerlerde kaybolmak istiyorum.

Ne onlara katılayım, ne yanıt vermem gereksin ne de bahsettikleri kişileri tanıyor olayım. Çünkü bilen bilir katılmayı pek sevmem. Yorumda bulunmayı. Diğer tarafa hak verince anlatan tarafından bıdı bıdıya maruz kalmayı falan. Hiç sevmem...

Sadece dinlemek. Öylesine sudan şeylerin varlığı içinde ve buna takıldıkları o anlarda kaybolmak, benim demek istediğim.

Sanki her şey, tüm gerçeklik bir yana kaybolmuş da o an tüm sorun şunun ona böyle demesi yüzünden diğerinin ne düşündüğünü ötekine aktarması olmuş. 

Ne zaman kendimi çok üzgün hissetsem bu hissin içine yayılıp rahatlamaya çalışırım.
İnsanlara, insanların gerçekliklerine, gerçekten acı sandığı şeylere, öfkelerine ve diğer bir çok şeylerine tanık olmak isterim.

Kitaplarda kaybolmayı sevişim de belki bu yüzdendir. Kendinden uzaklaşmayı öğrettiği için.

Zira insan kendine ve hislerine uzaktan bakabilmeyi öğrendiği ölçüde özgürleşiyor bana kalırsa.

O herkesin göremediği kanatlarını çıkarabiliyor usulca.
Ve uçuyor dilediği yöne, sanki hiç dönmeyecekmiş gibi.

14 Ocak, 2020

Yoğurt Koydum Dolaba

Yoğurt Türk kültürünün bir parçasıdır. 

Evet evet sadece Türk mutfağının değil Türk kültürünün bir parçasıdır. 

                 Öyle ki üzerine türküler yakılmış, atasözlerine-fıkralarımıza konu olmuştur.

                Yoğurdun faydaları ise bugün tüm dünyada bilinmekte, tüketimini artırmanın yolları aranmaktadır.
Peki büyük marketlerden ambalajıyla aldığımız bıçakla kes çatalla ye modundaki yoğurtlar ne kadar sağlıklı bunu tabi ki test etmeden bilemiyoruz ama eskiden benim çocukluğumda yoğurtlar ekşi olurdu. Bir hafta dolapta durdumu zaten iyice ekşir bozulmaya başlar annelerimiz tarafından çorba yada ayran yapılırdı.


         Ama şimdi ki yoğurtlar öyle mi? Günlerce dolapta hiç bozulmadan kalabiliyorlar, tatları da hiç çocukluğumdaki yoğurtlara benzemiyor oldukça tatlı sayılırlar o zamankilere nazaran. Bu kadar geç bozulması içindeki kimyasalların sebebidir diye geliyor insanın aklına. 
    
      Bunun yanısıra bir devlet üniversitesinde veterinerlik fakültesinde profesör olan eski ev sahibimiz yoğurdunu hala daha evde kendisi yapmaktaydı bize de dışarıdan yoğurt almamamız konusunda sıkı sıkı tembihler, kendi el yapımı yoğurtlarından bize de ikram ederdi. El yapımı yoğurtla hazır yoğurt arasındaki farka dikkat çekmek için hazır yoğurtların o kadar katı ve şekilli olmasının sebebi içine duvar kağıtlarının yapışmasını sağlayan tutkalımsı bir madde konulmuş gibi örneğiyle pekiştirir bizi hazır yoğurtlardan tamamen soğuturdu.
           Dediğim gibi hazır yoğurtların sağlıklı olup olmadığı kesin karar verilmeden önce üzerinde tartışılası uzun uzun incelenesi araştırılası bir konu ama ev yapımı yoğurdun yerini  tutamayacağı da bir gerçek.


         Yoğurdun faydalarına baktığımızda ise gerçekten say say bitmez dedirten cinsten.
Bu protein deposunun ilk aklıma gelen faydası gıda zehirlenmelerine karşı koruyucu olmasıdır. Ben bunu bizzat test edip onayladım. Şöyle ki minik bir yavru kedimiz vardı bahçede fareler için konulan zehirli maddelerden birini yemişti, çok korkmuştuk o an aklımıza kediye yoğurt yedirmek geldi. Kedicik, yoğurdu yedikten sonra söylemesi ayıp içi dışına çıkarcasına istifra etmiş sonra da çok şükür iyileşmişti. Sizin de aklınızda bulunsun!!!
Sonra bağırsak sistemi üzerine faydaları artık herkes tarafından kabul edildi. Sindirim ve gaz problemi yaşayanlar için oldukça faydalı.

              Rahatlatıcı, serinletici etkisi olduğu da bir gerçek. Hatta kolon kanserine karşı koruyucu olduğu bilinmekte. Kolestrolü düşürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici, ağız ve diş sağlığı için önemli, zayıflamaya da yardımcı olduğu da bir hakikat.

               Sütün fermantasyonu sonucu oluşan yoğurt alkolsüz içecek sektörünün büyük bir kısmını elinde bulunduran gazlı içecek sektörüne de iyi bir alternatif aslında. Yoğurttan yapılan o buz gibi leziz ayranlar hem serinletici hem de gazlı içeceklerin yerini alabilecek dolabımızda bulunması gereken sağlıklı bir içecek.
           İçinde meyve parçacıklarıyla da güzel ve sağlıklı bir atıştırmalık benim için. 

              Tüm bu sohbetin üzerine fonda 'Yoğurt koydum dolaba ellere vay, bugün başım kalaba ellere vay' türküsüyle bol yoğurtlu günler diliyorum ....




13 Ocak, 2020

Aknetrentle 1 ay olmak uzereyken

      Bir haftadir grip mi desem soguk alginligiyla bogusuyoruz  guzel cekirdek ailemle sanki facia 😂

      yutkunma guclugu beraberinde burun ve göz akintisi  resmen bi hafta yataktan kalkamadim

     antibiyotik tedavisine basladi doktor yaninda ekstra agrikesici, surup, burun spreyi recete etti  tabii belirtttim  aknetrent kulladigimi da belirttim zarif hanifendi doktorum da tekrar hatirlatti heran ay kan degerlerine önemle  baktirmam gerektigini ..

      ayrica kabizla karsi karsiyayim bi suredir onada anusede hametam suruyorum gecer umarim

    Yuzumde sivilce vaziyeti durgun izleriyle beraber, gözenekler tertemiz  siyahligi yok, saclar kuru hic yyaglanmiyor eskisi gibi ... iistahsizligimdan hosnut degilim iste...

    Yuzumun kurumasina izin vermiyorum hametan,pirdolin losyon ve  bepantenin dudak koruyucu merhemi en iyi arkadasim 😂

    arada limon iciyorum

    ekstra bazen bemiks c ve b vitamin iciyorum

     annem sebze agirlikda beslenme uyguluyor tum ev halkina 😁eziyet edercesine 😋
   
    simdilik vaziyet bole bende
     sanki yolunda gibi

05 Ocak, 2020

Aknetrent ile ilk 20 gun


Pek sevimli olmayan bir konuyu yazıcam bugün "Aknetrent, Roaccutane".... vs vs ilac turleri..

Önceki yazılarımda bahsettiğim gibi, muhtemelen hormon vs sebepli akne oluşumum vardı ve bu durum, Imex gibi tedavilere cevap vermediğinden istemeyerek de olsa bu ilacı kullanmaya başladım. Aslında bilinen aksine pekçok cilt hastalıkları uzmanı da bu ilacın kullanılmasından yana değil...

Mutlaka duymuşsunuzdur, bu ilacı kullanabilmek için karaciğer enzimlerinin vs kontrol edilmesi gerekiyor. Benim ldl değerim normalden biraz yüksek olmasına rağmen tedaviye başladık. (160-170)
İlk ayın sonunda yapılan testlerde karaciğer enzimlerim hala normal olduğu, kolestrolüm çok az yükseldiği için, başlangıç dozum 40 mg'a yükseltisinde
Ama biz sadece ilk aydan bahsedelim..

Doktorunuz bu ilacı, kilonuza göre bir başlangıç dozu ile veriyor. Aynı zamanda ilaca vereceğiniz tepkiyi görmek için de gerekli bu. Tüm akne türlerinin kesin ve kalıcı tedavisi olarak görülen bir ilaç olmadığı için, yan etkileri sizi çok rahatsız edecek boyuttaysa, kullanmanın hiçbir mantığı yok.. Bu kar-zarar dengesi, sizin ve doktorunuzun ortak vereceği bir karar.

Bendeki ilk sorunlar, birçok kişide olduğu gibi dudaklarımın ve cildimin kurumaya başlamasıydı. Bu durum ve diğer yan etkileri aşama aşama oluyor. Birden bire kupkuru olmuyorsunuz yani :) Sizi en çok zorlayabilecek nokta şu; yüzünüz, dudaklarınız, vücudunuzun her bir yeri kuruyup, pul pul, pütür pütür olurken peeling yapmak istiyor ama yapamıyorsunuz, nemlendiriyorsunuz bir işe yaramıyor. Bu, hepimizde farklı şiddette olabilir. Ben hassas ciltli olmama rağmen hala ince peelingler kullanabiliyorum. Yüz peelingimi de duşta uygulayıp, hemen arkasından nem maskesi yapıyorum ve Nivea duşta vücut kremi kullanıyorum.

Cilt bakımımı daha detaylı yazacağım ama tedaviye başlarken alınması gerekenlerden bahsedelim. Doktorum, dudaklarım için Hametan pomad önerdi. Bu kremi en son yanığıma sürdüğüm için yapısını biliyorum, eski sarı merhemler gibi kokuyor, öyle de yoğun. Dolayısıyla, bunu dudaklarıma sürme fikri saçma geldi, bir süre Blistex medplus vs kullandım ama bir yerden sonra kesmiyor. Bu noktada, Bephantol'e geçtim, dudağıma sürdüğüm anda emiliyor fakat çok kısa süre etki ediyor. Ve son olarak Hametan'a başladım, acı bir tadı falan yok. Birçok lipbalma göre kokusunu ve tadını daha az hissediyorum ve gerçekten işe yarıyor..
Bu tedaviyi gören birçok kişiye göre dudaklarım iyi durumda çünkü, dayanamayıp arada soysam da sürekli krem sürüyorum ve yeterince sıvı almaya dikkat ediyorum. Tedavi süresince en önemli şey bu! Vücudunuzdaki tüm yağı emecek falan gibi söylemleri duymuşsunuzdur fakat bununla kalmıyor, sıvıları da emiyor :) Bütün bu sakat yan etkiler de buradan çıkıyor zaten...

İlk günlerde beni en çok zorlayan kas-eklem ağrılarıydı.. Annemin hastaligi ile başlayan  ağrılarım, farklı bir boyut kazandı! :s
Ayakta uzun süre durunca ayak bileğim, dizim, kalça kemiğim vs ağırıyordu ve yorgunluk hissim vardı. İlk bir iki haftadan sonra bu durum geçti...

Zamanla azalan diğer yan etki, burnumun kuruyup kanamasıydı. Dikkat edilmesi gereken, şiddetlenebilecek ve tedaviyi bırakmak isteyebileceğiniz bir yan etki. Ama pratik bir çözümü var.. Burnunuzu nemli tutmak için, bir burun spreyini boşaltıp içine bildiğimiz serum dolduruyoruz. Enjektör ile şişeden çekip aktarabilirsiniz. İlaçlı spreyler burun damarlarını daha da daralttığı için daha fazla kılcal damar çatlaması olacaktır. Doktorum serumun da aynı şeye neden olacağını iddia etse de denedim, onayladım.. Vücut ile eş osmotik basınca sahip olduğu için hiçbir sorun olmadan kullanabilirsiniz.
Bunun dışında biraz iğrenç bir çözüm daha var :) Kulak çubuğu ile burun içine nemlendirici bir pomad uygulayabilirsiniz. Ben Madecassol kullandım, yine hametan ve bephantol de aynı işi görür diye düşünüyorum..

Gözlerimi çok kırpıştırdığım için çok fazla göz kuruluğu yaşamadım.. Her açıp kapatmanın gözleri yıkayıp, yağladığını unutmayalım :) Bu sorun için, suni göz yaşı damlalarını çantanızda ve evin bilimum noktalarında bulundurmanızda fayda var.
Zaten yukarıda paylaştığım da temsili bir fotoğraf, kullandığım ürünler sadece bu kadar değil :) Yastığımın altında, hırsız gelirse diye, lipbalm, el kremi, burun fısfısı, su şişesi ile uyuyorum..

El kremleriini sıklıkla kullanıyorum. Elime ne denk gelirse sürüyorum ama bu anında yumuşatıyor, yapış yapış bir yapısı yok vs..
Birinci ayın sonlarında, ellerimin üzerinde kırmızı noktalar oluştu aniden. Alerji olduğunu sandığım bu minik kabartılar iki haftadır benimle :s Bazen kuruyor, nemlendirici sürünce onlar da nemleniyor!
Bunu yaşayan başka birini daha okudum nette ama benimki hala geçmedi..

Hemen bununla bağlantılı olarak şunu söyleyeyim, sanki cildiniz içe doğru çöküyor da gözenekleriniz yukarıda kalıyor gibi bir şey oluyor :s İlaca başladıktan bir-iki hafta sonra, yanaklarımda, burnumda, çenemde pütürler oluştu. Yüzünüzü sadece kaşıyarak gözeneklerinizi temizleyebileceğinizi bir hayal edin! Hah işte, aynen böyle oluyor.. Tabii bu esnada fondöten falan kullanamıyorsunuz, peeling mi yapsam, nasıl geçer ki bu? senaryoları yazıyorsunuz. Peeling pek işime yaramadı o sıra, duşta yumuşadığı sırada hafif hafif kaşıyarak temizledim.
Ellerimde oluşanların da böyle gözeneksel bir şey olduğunu sanıyorum.

Yine bağlantılı olarak saç kökleri de daralıp, inceliyormuş.. Çok kalın saç tellerim vardı zaten, peh!! Saçlarımı yıkadıktan sonra, saçlarımın arasında temizleyemediğim kalıntılar oldu kısa bir süre. Doktor bu durumu pek sallamadı! Şaşırdık mı? :) Benzeri bir, gözeneklerden sebum atma durumu olsa gerek ama kepek değildi. Yine de normal şampuanlardan hooppp kuru saç şampuanlarına, keratinli, argan yağlı vs ürünlere geçtim...

Kilo alma, depresyon vs biraz efsane, biraz metabolizmanıza, biraz kişiliğinize bağlı.. Ben depresyona giricem diye kafaya takarsanız, zaten girersiniz.. İlaca bağlı bir karamsarlığım yok, hayatım aynı standartta, hatta biraz daha iyi ilerliyor..

Bu kadar yan etkiye karşın ne sonuç aldın derseniz, yeni sivilce oluşumum yok denecek kadar az.Yani çene bölgemde, beyaz kapalı gözenekler var. Buna yağ bezesi falan diyenler var ama durum pek öyle değil.. Siyah noktada olduğu gibi, açık sıkılabilir gözenekler olmadığından, bu noktaları sıkmaya kalkarsanız yara oluyor ya da sıkmayı da beceremiyorsunuz enfekte olup akneye dönüşüyor..
Cilt tonumda açılma, akne lekelerinin azalması gibi durumlar söz konusu..
Yani benim için mucize henüz gerçekleşmedi.. Sırf lazere gidebilmek için tedaviyi bırakabilirim hatta.. :s

*Su içmeye ve düzenli güneş kremi kullanmaya dikkat ;)
*Roaccutane'ı yazın kullanmak pek tavsiye edilmiyor, şu sıralar tam vakti, 4-9 aylık tedavi sürecini göz önünde bulundurun..
*Gebeler ve bebek düşünenler kesinlikle kullanamaz.
*İlaçla birlikte alkolü azaltmanız ve A vitamini içeren gıdaları azaltmanızda fayda var. Çünkü zaten ilacın mekanizması, vücuda yüksek dozda A vitamini göndermek..
*Tahlil yaptırmadan ilacı yazan bir doktora güvenmeyin, kafanıza göre zaten bu ilacı kullanmaya karar vermeyin!
*Kiloya dikkat..
*Kan bağışlayamazsınız!
*Başka amaçla gittiğiniz tüm doktorlara bu ilacı kullandığınızı söylemelisiniz.

Yüzümde kullandığım ürünleri daha detaylı paylaşacağım daha sonra.
Sorularınız varsa bildiğim ve yaşadığım kadarıyla yardımcı olurum..

24 Aralık, 2019

bu aralar ben...

Anladığım ilaç bu. şehir efsaneleri dolu hakkında neredeyse bir haftayı doldurmama rağmem hafif bir dudak kuruluğu ve yüz kurulugü yaptı bende. 

vucuttaki yağ üretimini düzenleyen ve içeriği a vitamini olan bir ilaç. 

bazılarınızın ya ulen sende amma yaptın için de a vitamını var ne olacak, vitaminden zarar gelir mi? 

size şu şekilde anlatayım gelir vallaha, 

çünkü bu ilaçta a vitaminin asiti var 

bir nevi kortizon desek yeridir. 

saçlar dökülüyor burun kanıyor, 

yıkılıyorsun anlayacağın. 

dudak kuruluğuya başlıyormuş bu durum ilk günde duduklarım kurumaya başladı ve kızarmaya başladım. 

sanki güneşte yanmışım gibi. daha başka bir şey yok. 

bu ilacın bu kadar çok yan etkisi ve zorluğu olduğu için avrupalı gençle ilac günlüğü veya ilaç kardeşliği diye çalışmalar yapmış.

 türkiye'de roaccutane (vs vs..ilac )  kardeşliği gibi bir safsata var ama o günlük mevzusu yok. 

ama olsaydı güzel olurdu en azından beni nelerin beklediğini bilir ona göre önlemlerimi alırdım. ahh ahh...

19 Aralık, 2019

AKNETRENTE BAŞLADIM


            Yüzümde çıkan ufak tefek sivilceler vardı.

           Önceden imex gibi kremler,jeller kullandım ama tam olarak geçirmedi.
        
          Bugün doktora gittik ablamla. onun kontrolu vardi benimde kitle mi desem yumru seklinde sivilcemin iyilesmesinin gecikmesinin verdigi durumla bende gittim.
          
          60 uzeri yaslarinda babacan bidoktor ilk önce eski hastasi oldugumu sandi ama ilk kez gitmistim 40 mg. verdi.güneşe çıkma,havuza girme A vitamini iceren meyva sebzelerden uzak durr dedizaten  bu vitamini icerdiginden ilac dedi.güneş olduğu vakit dışarı çıkınca güneş kremini sürmemi istedi.ayrıca dudağımın kuruyacağını söyleyip yanında hametan diye bir krem verdi.roacouten,acnegen vs.hepsi aynı sadece bu daha ucuzmuş.yanında da bir tane klavuz verdi.klavuzda ilk 2 hafta hafif de olsa sivilceler artabilir diyor ama herkes de aynı etkiyi yapmaz.sivilce yoğunluğu ve cilt yapısına bağlı. 
                  
               şu an 2.gündeyim ..

              pancar gibi kizardi yuzum ..
              acaip kurudu dudağim cildim nemlendiriciyii saaatte bir kullanmama rgmen banamisin demedi  .

             Şu anda en iyi arkadaşlarım oldular Hametan ve Solante Acnes. Hametan müthiş rahatlatıyor, sürmeden önce ağzımı maksimum
 1-1,5 cm açabiliyorum, yoksa açıyor ve zorlayınca kanıyor. Ama sürünce sorun kalmıyor.
Solante Acnes olmasaydı hayat çekilmez olurdu, çünkü bir nevi vampir hayatı yaşıyorsunuz. 

          Güneş ışığı cildinize zarar veriyor, o yüzden çıkamıyorsunuz. Geceleri çıkmak zorundasınız ve dolunay zamanı akne adam oluyorsunuz!

        Burnumun içi çok kuru, kuru kan kabukları falan geliyor arada yoklayınca. Oraya da Hametan sürdüm 30 dk önce. Bakalım ne olacak. 
          sivilce yoğunluğu aynı 3-4 tane küçük aktif sivilce var.biraz da iz var. nedesiz moralim bozuk agladim agliycam gün gün ya da hafta hafta burda paylaşıcam. 
               allah yardimcimiz olsun
               cok zorlu bi tedavi sureci 😏

27 Mart, 2019

bu ara ben...

         Aslında bunca dengesizlik içinde en iyi şey belki de okumak ve yazmak. Zira okurken bambaşka hikayelerin içinde kaybolup gidiyorsun. Hayatın tüm karmasikligindan uzak bambaşka hayatlara dalıyorsun.
Film izlemek gibi değil bu mesela film izlerken yarıda kalsa aynı ambiyansı yakalayamazsın ertesi gün ama kitap okumak öylemi? Elbette hayır bazen öyle güzel hayatlar içinde kayboluyorum ki her okuma saatine neredeyse koşarak gidiyorum. Ve yahut uyku bastırdığında üzülüyorum o an bitecek diye işte böyle inanılmaz bir dünya kitaplar. Çok uzun zamandır bloğa yazı eklemek gelmiyordu içimden ne bileyim hiç bir konu yaşantımız içinde olanlardan kıymetli gelmiyordu. Yine de çok fazla kıymete binecek bir konu yok bana göre hayatta ama dedim ki sonra burası senin alanın bahçesine çitlerini çevirdiğin güzel evin burası sana ne kimseden okunur, okunmaz  değil mühim olan sen ne hissediyorsun yazdığında... İçinde biriktirdiklerini ne yapacaksın. İşte tam da bu sorular ile yeniden merhaba diyorum blog sana, bana da hoş geldin diyorum. Umarım güzel günler görür ve bu güzellikleri paylaşacak kadar kıymetli hikâyelerimiz olur.


03 Mart, 2019

Hanimeli Çiçeği

 Ben bu ara bitkilerle bozdum kafayi 😂😁

 bugun arastirmam cok sevdiğim bahçe kapilarindan geçerken hayranlikla kokusuna ve endamina baktiğim Hanımeli Çiçeği ...




"Hanımeli, (Lonicera) hanımeligiller ailesinden 6 metreye kadar boylanabilen, dalları yeşil ve kırmızı, çiçekleri sarı ve beyaz renkli, güzel görünümlü ve hoş kokulu bir süs bitkisidir. "


 Genellikle yazları yeşil bazı türleri ise her zaman yeşildir. Sarılıcı, tırmanıcı veya çalı formunda olabilirler. Anavatanı, Avrupa ve Asya'nın batı bölgesidir. Kuzey yarım kürede geniş bir alanda doğal olarak yaşayan 200 kadar çeşidi vardır ve bir çok türün çiçekleri çok güzel kokuludur. Güzel kokusu 15 - 20 metre uzaklıktan dahi hissedilebilir. İlk baharda açtığı hoş kokulu güzel çiçekleri yaz sonuna kadar kalır. Hanımeli ÇiçeğiHanımeli çiçekleri zehirsizdir, içindeki nektar yenilebilir. 

Ancak çitlembik şeklindeki siyah, mavi, kırmızı meyveleri ise bazı türleri dışında yenmez, hafif zehirlidir.

 Ayrıca hanımeli yüzyıllardan bu yana aralarında tüberküloz, bronşit, grip, soğuk algınlığı ve zatürre gibi solunum yolları hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Verem bakterisi de dahil olmak üzere, çok sayıda bakteriye karşı da son derece etkili. 
 

Japon Bahçeleri Ve Yaşami Duygularla Hissetme

Zen bahçesi (Japonca Karesansui 枯山水) bir çeşit Japon kayalık bahçedir.


 Zen bahçelerinde ana unsur kum ve kayadır. Bu iki basit unsurun düzenlenmesi ile oluşturulan “sakinliği ve sadeliği yansıtan” bahçeler için çevreleyici unsur olarak çim ya da süs bitkileri kullanılabilir.


 Japon kültürünün geleneksel uygulamalarındandır ve sembolik anlam taşımaktadır. Geleneksel uygulamalarda kaya kütleleri arasında dikkatlice düzenlenmiş kum kullanılır.
Kumun düzenlenmesinde iki ana tema söz konusudur; kum, denizin dalgalarını anımsatacak biçimde veya ana ejderha ile ona doğru yönelen yavrularından oluşan düzenlemeler kullanılır. 


















  

28 Şubat, 2019

Güzellikleri yakalamak için duyulari açmali

        -Hergun pencerenizden seyrettiğiniz göruntünün, mevsimlerin degisik ışıklariyla ne kadar farklilaştiğini görün. Ayni manzara yazin güclü ışıklari altinda cok daha parlak ve canli görünürken , sonbahar güneşınde  renk tonlari değişecektir.Dikkat edin lütfen.


       - Yine sıkıca giyinin kar  yada yagmur yağarken yürüyun. Ayağinizin altinda karin gicirtisini hissedin ve uçan kar tanelerini seyredin.


        - Salata hazirlarken rokanin, dereotunun, maydonozun, nanenin ve salatanin kokularinin farkina varin.


        - Aileyle film keyfinin tadini ...



         -  Birinci sinifta olan Yigenimin seniseviyorum notlari benim ona geri iadeyi sevgi ifadelerim 😊onun anlamadiği ifadwler... 😊 ve sonrasi yuz ifadeleri cizmem 😄😄

        vs.. vs.. cok varr ...
daha ekliycem buna ...



   

26 Şubat, 2019

Yüzdeki Işiltili Çentikler

       Dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var. Güzelliklerin farkinda olanlarin ve farkinda olmak icin çaba gösterenlerin, guzel olaylari yaşayan kişilerin yüzlerine dikkatli bakın. Aydınlık yüzlerdir bunlar. Gözleri pırıl pırıl ve canlı, yüzleri ışıltılıdir.
O her gördükleri güzel manzara, dinledikleri hos ezgi, kokladiklari guzrl koku sanki yüzlerine ışıltıli çentık atmıştir.


   Birde ďüşunun diger türlüsünü...  Gün dolduranlara,negatif, gözler donuk, anlamsiz...

19 Şubat, 2019

Beylerin Mutfağa Adımı

Bazı evlerde yılda birkaç kez, belki özel bir gün kutlanacağından, belki de birkaç ay boyunca “geçen gün bir yemek yaptım, parmaklarını yersin” diye ballandırarak anlatabilmek amacıyla erkek mutfağa girer.



Erkekler yemek yapmak üzere mutfağa girdiklerinde önce cerrahın hemşiresinden neşter istemesi edasıyla sizden bir şeyler isterler.


Şu soğanları doğrar mısın, domatesleri de soyuver, sofrayı kurdun mu?

Tuzu bulamıyorum, nerdeydi? Süzgeci verir misin canım

E bunları ben yaptıktan sonra o yemeği sen mi yapmış oluyorsun?

Yemek bir şekilde pişer ve sofradaki yerini alır. 

Bu aşamada erkeğin yemeği yaparken, ki bu yemek çoğunlukla aslında basit bir spagettiden ibaret olmasına rağmen, ne tür püf noktalarından yararlandığını, yemek yapmanın inceliklerini, aslında en iyi aşçıların zaten erkek olduklarını dinlemeniz gerekmektedir.

Siz her gün 4 kap yemeği önüne koymanıza rağmen bir kez bile eline sağlık dememiş olabilir ama siz siz olun,ona ne kadar lezzetli,muhteşem bir yemek yapmış olduğunu söyleyerek birkaç yüz kere teşekkür etmeyi ihmal etmeyin.
Sonra maazallah bir daha mutfağa girmez, hevesini kaçırmayın adamın.

Mutfağa girmek demişken, yemek yapma faslı bittikten sonra mutfağın savaş alanına dönmesine de katlanmanız gerekir.

Yemeği ben yaptım bulaşıkları da sen yıka guzelim. 

Efendim?  Yemeği sen yapmıştın di mi :)

Sonrası malum tabi kumandayı ele geçirip; maç da başlıyor, bir yorgunluk kahvesi yaparsın artık bana di mi tatlım :)

Not:Bu yazıdaki kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünü olup gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi bulunmamaktadır. :)

Öne Çıkan Yayın

bu aralar ben...

Anladığım ilaç bu. şehir efsaneleri dolu hakkında neredeyse bir haftayı doldurmama rağmem hafif bir dudak kuruluğu ve yüz kurulugü yaptı ben...